minimalistik ve dikkat dağıtmayan
örneğin, mona roza’ya ve ve monna rosa’ya ağlamıştı kesin. ne tezatlık!
sekiz geri gittiğinde güldür rosa, yoksa kolejli!
y’sini kaybetti sondan hemen önce!
ne şanstı ama iki isminde de iki sessiz harfin yan yana gelmesi!
tülbent ıslaksa sıcak fincanların üstüne koyar ve unuturum kadının ağladığını
beni düşürdüğüne pişman olacak bu korkuluk
ve geri döneceğim öykündüğüm tüm ağızlara
kazı-kazan ve dalaş üç beş dişle, saymam bunu diyor, sayacaksın diyorum
yemek yediğini gördüm bir çiftin,
fransızdı balkonları ve fransızdım balkonlarına,
yerde buldum dizlerimi alnımın üstüne inerken
kalkarken hiç söylenmedim, rüya daha eskiydi emanetten ve eklemlerinden
“acaba yemek yedirmeyi seviyor mu kadın, pijaması daha yeniydi oğlanınkinden”
sesimi yükseltmeyi sevmiyorum ama artık sağ kulağım çınlıyor
bir torosun ardında cenaze taşındı biliyorum,
bandırmadan çıktı yola
ve doğduğum yere taşındı
kulak mememi çektiğimde yüksek frekanslar geri geliyorlar
ve doğmamıştım henüz durduğunda, ama biliyordum duyduğumda
uykusuzluk sorumluluğu paylaştıklarının korkularından doğar,
ölüm gibi metinde büyük görünen sözcükler ise aslında anlamsız birkaçı hariç
bu yüzden on beş saat sürdü arabadaki iki şoförden biri
ve yokuşlarda tırmanmaması gerekirdi torosun
ama ne yaptılarsa ortasında bir yerde, hafifledi der anlatıcı,
yolun sonraki kısmını sanki araba boşmuş gibi geldik der.
çok kötü düştüğümü söylüyorlar o akşamüstü. çok, çok kötü bir ses duymuşlar ve bana baktıklarında alnımın üstünde secdeye yatar gibi kaldığımı görmüşler. kimse tırısta geldiğini söylemez yardıma gittiği kişiye ama koşmakla yürümek arasında uykusuzluk vardır işte. gülüşmelerden sonra cevap vermeyince telaş edilmedi ama balkona çok uzun süre bakakaldım. benim deklanşör olduğunu bildiğim bu ses, onlara göre benim kafatasımdan gelmişti. eve gitmemek için daha fazla özelime giremeyeceklerini fark edenler geçmiş olsun dilediler, kuronsuz kazı-kazancıyı ve aşk hakkında üstü kısmen örtülü metinler okuduğunda üzüldüğünü sonradan tahmin ettiğim kadını da ben kovdum.
neden ağlamadım o akşamüstü?
neden hüngür hüngür ağlamadım?
neden sadece gülümsedim ve öldürmedim kendimi o gece?
beynim hastalıklı değilse neden gülümsedim?
neden şaka yapmadan güldürdüm herkesi?
neden ağlamadım o akşamüstü?