ağaçların yürüyüşünü kalemle kağıda diretemezsiniz, ağaçları bulup baltayla onlara diretmek gerekir delüzyonunuzu sağlayabilmek için. 4 yaşımdan beri yaşadığımı hissettiğim her an benim için korkutucu ve rahatsız edici. kılı kırk yaramadığımı düşünürkenkinden daha çok kılı kırk yardığım hiçbir şey yok. üstümde bir ağırlık var ve tenim kendi üzerinde üç boyutlu bir gözlüğü takıp dünyaya bakarmışçasına ürpererek titriyor ama ben buraya ait değilim demek istediğimden fazla benmerkezci. düşlerimde hayallerimden fazla hiçbir şey yok ve yaratıcı beynim kendimi kurtarmaya değil kurtarılmaya layık olduğumu insanlara hatırlatmaya yarıyor. aciz veya değil, kurtarılmayı beklemek benden ve bana doğru. sarı/mavi arası görmeye başlamamak için her gün yattığım yerden doğrulmalıyım ve sarıyı maviye çalan her düşünceyi sorgulamalıyım, ikarus. umarım hayatımda güneşi görebilseydim. hep seni düşünüyorum ve her seni düşündüğümde kendini sabote eden bir aptaldan ziyade güneşe en yaklaşan insan olmanın kıvancı içinde gülerek çakılan bir hafiflik olduğunu hayal ediyorum. benim daedalus’um kim, veyâhut ne? aynı anda hem ikarus, hem daedalus olabilene kadar aklımı burmaya devam etmeli ve kanatlarımı güneş eritene kadar çırpıp kendi düşüşümü izlerken dehşetle süzülmeliyim. ama ağaçların yürüyüşünü kalemle kağıda diretemezsiniz.